çocukta ağız kokusu
%85-90 oranında ağız ortamından kaynaklanır.Ağız ortamından kaynaklı 2 çeşit kokudan bahsedebiliriz.
1.Gıdalar nedeniyle oluşan geçici ağız kokusu
2.(Anaerob) bakterilerin neden olduğu kronik ağız kokusu
Kronik ağız kokusunun oluşmasında diş çürükleri,dişeti hastalıkları,aftlar,uyumsuz kötü kullanılan protezler ve ağız kuruluğu gibi faktörler rol oynamakla beraber sorunun esas nedeni ağız içerisindeki yumuşak dokularda özellikle dil kökünde oluşan anaerob bakteri birikimidir.Nadir olarak ağız kokusuna ağız dışı etkenlerde sebep olmaktadır.Bu nedenlerin başında sinüzit,polip gibi burunla ilgili hastalıklar gelir.Bademcik iltihaplanmaları devamlı ağız kokusu oluşmasında neden değildir.Ancak enfeksiyon sırasında geçici bir ağız kokusu söz konusudur.Yaygın olan düşüncenin aksine kronik ağız kokusu sindirim sisteminden kaynaklanmaz.
Stres de ağız kuruluğuna yol açtığı için halitozis(ağız kuruluğu ) nedenleri arasındadır.Kullanılan bazı ilaçlar da ağız kokusuna nedendir.Tedavinin temelinde etkili ve tam ağız diş bakımı yatmaktadır.Günde en az 2 kez ve 3’er dakika yapılan diş temizliğine ilave olarak dil temizliği de yapılmalıdır.Dil temizliği de özel dil kazıyıcılar ile yapılabildiği gibi diş fırçası da kullanılabilmektedir.
Tedavide kullanılan ajanlardan en önemlilerinden biri de ağız gargaralarıdır.Kronik ağız kokusu bulunan kişiler bileşimlerinde chlorine diokside yada bileşiklerini bulunduran ağız gargaraları kullanmalıdırlar,alkol içeren ağız gargaraları kullanmamalıdırlar.Sigara ,baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı.Kahve ve çayın içerdiği asit ağız ortamındaki oksijeni azaltarak ağız kokusunu oluşturan anaerob bakterilerin üremesine neden olur.Günde en az 10 bardak su içilmelidir.
DİŞ GICIRDATMA
Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Toplumumuzda sık rastlanır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir
Diş gıcırdatmanın sebepleri nelerdir?
Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri hakkında çeşitli görüşler vardır. Bazı araştırmacılar buruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın neden olduğunu bazı araştırmacılar da bu iki nedeni de kapsayan çok yönlü bir problem olduğunu ileri sürmektedirler.
Duygusal stresler (Herkes stresin bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktör olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.)
DİŞ GICIRDATMASI SONUCU AĞIZDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER
Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma: Dişlerin birbirleri ile sürtünmesi sonucunda oluşan aşınma tüm dişleri kapsayabilirse de özellikle ön dişlerde daha etkilidir.
Dişlerde kırılma: Dişleri sıkma ve gıcırdatma sonucunda ön dişlerin köşelerinde arka dişlerin çıkıntılı kısımlarında mikro çatlaklar oluşur. Röntgen ile saptanamayan bu çatlaklar zamanla büyüyerek dişlerin kırılmasına neden olur.
Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar: Bu durumun oluşmasına neden olarak ilerleyen yaşa bağlı diş eti çekilmesi ya da aşırı baskı uygulanarak yapılan diş fırçalama gösteriliyorsa da , bruksizm hastalığının dişlerde bu gibi oluşumlara neden olduğu bilinmelidir.
Dişlerde aşırı hassasiyet: Genellikle soğuğa karşı hassasiyet gelişir.
Dişlerde sallanma: Yıllar süren gıcırdatma sonucu dişler gevşeyerek sallanmaya başlar. Aşırı basınç dişleri saran kemik desteğinin kaybolmasına neden olur. Bu durumu telafi etmek için dişlerin kökleri hizasında ekstra kemik çıkıntıları gelişir.
Yanaklarda iritasyon (tahriş): Özellikle dişleri birbirlerine temas ettikleri kapanış çizgisi hizasında, yanağın iç kısmında çizgi ya da kabartı şeklinde fibröz bir oluşum meydana gelir. Bu oluşum nedeni ile sıklıkla “yanak ısırma” olayı ile karşılaşılır.
Kas ağrısı: Özellikle şakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı çalışması bu bölgelerde kas ağrısına neden olur.
Baş ağrısı: yukarıda belirtilen kas ağrısı zaman zaman baş ağrısı şeklinde kendini gösterir.
Çene ekleminde ağrı : Çene eklemine aşırı yüklenilme nedeni ile eklemde ağrı, çıtırtı ve kenetlenme olabilmektedir
Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan “gece koruyucuları”, diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir.
Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir:
Stres terapisi
Kas gevşetici ilaç uygulaması
Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler
Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi
Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.
DİŞ BEYAZLATMA
Beyazlatma (bleaching) işlemi nedir ve nasıl yapılır?
Beyazlatma dişlerin yapısında (mine ve dentin tabakasında) oluşan renklenmeleri giderme işlemidir. Şu anda bilinen iki değişik beyazlatma yöntemi vardır. Bunlardan ilki hastanın kendi başına uygulayabileceği bir yöntemdir, aşamaları şöyledir:
Hekimin ağızdan ölçü alıp, dişlerinizin üzerine takabileceğiniz ince lastik kalıpları hazırlatması,
Hastanın kendisi için hazırlanmış özel kalıbın içerisine ilaç yerleştirerek bu kalıbı beyazlatılacak dişlerin üstüne günde en az 6 – 8 saat takması (tercihen uykuda),
İkinci yöntem ise klinikte bir hekim tarafından yapılan beyazlatmadır.
Dişlerde istenmeyen lekeler neden oluşur?
Bunun bir çok sebebi olabilir. En yaygın olanları; yaşlılık, dişleri boyayan maddelerin (kahve, çay, kola, sigara vb.) tüketimi, travmalar, eski ptotezler, kaplamalar,dolgulardır. Dişlerin oluşumu boyunca kullanılan antibiyotik (tetracycline) veya aşırı florit tüketimi de dişlerde renklenmelere yol açabilir.
Bu durum dişin yapısından ileri gelebileceği gibi diş etkenlerin boyaması ile, gelişim çağında alınan antibiyotik ya da florür nedeni ile, yaşlılıkla, dişe gelen bir darbe nedeni ile de olabilir. Bu durum dişin yapısından ileri gelebileceği gibi diş etkenlerin boyaması ile, gelişim çağında alınan antibiyotik ya da florür nedeni ile, yaşlılıkla, dişe gelen bir darbe nedeni ile de olabilir.
DİŞ HASSASİYETİ
Dişlerde hassasiyet ne demektir?
Sıcak, soğuk, şeker veya ekşi yiyecek-içecekler ağza alındığında dişlerde ani bir tepki oluşur; ağrı-sızı başlar. Bu ağrı keskin, ani ve derindir.
Çürük, eski dolgular dışında hassasiyet en çok dişeti çekilmesi ile açığa çıkan kök yüzeylerinden kaynaklanır. Normal olarak, dentin (dişin ikinci ve önemli bir tabakası) mine ve sement (kök yüzeyini kaplayan özel tabaka) ile çepeçevre kuşatılmıştır. Diş hassasiyetinin sebebi tam olarak anlaşılamamışsa da hassasiyetin dişin sinirine mikron düzeyindeki kanalcıklar aracılığı ile iletildiği üzerinde duruluyor.
Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?
STRES
Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.
Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.
YİYECEKLER
Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
TRAVMA
Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
SİSTEMİK HASTALIKLAR
Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.
Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir.
Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır
AFT ile UÇUK arasındaki farklılıklar
AFT
1. Kesinlikle ağız içersinde oluşur.
2. Bulaşıcı değildir.
3. Aftın oluşmasına virüsler neden olmaz.
UÇUK
1. İçi su toplamış küçük kabarcıklar (blisters) şeklinde başlar.
2. Nadiren ağız içerisinde olsalar da genellikle ağız dışında meydana gelirler. Aft ağız içerisinde tüm bölgelerde olabilmesine karşın uçuk genellikle ağız içerisinde damak tavanı gibi hareketsiz bölgeleri tutar.
3. Bulaşıcıdır.
4. Virüsler tarafından meydana getirilir.
Gömük diş ne demektir?
Sürme zamanı geldiği halde çene kemiği içinde kalarak sürmeyen dişlere gömük dişler adı verilir. Çoğunlukla yirmi yaş dişleri, nadir olarak köpek (kanin) dişleri ve çok nadir olarak öteki dişler gömük kalabilir.
Gömük dişlerin bir zararı var mıdır?
Çoğunlukla ağız içinde kalmaları sakıncalıdır. Eğer mal pozisyonları varsa diğer dişler üzerine doğru sürerek ağrıya ve kemik kaybına sebep olabilirler. Bunun yanısıra sürmek istedikleri halde yer darlığından dolayı süremeyip şiddetli ağrı ve enfeksiyona, diğer dişleri sıkıştırdıkları için dişlerde çarpıklığa yol açabilirler.
NEDEN 20 YAŞ (3.AZI) DİŞLERİNİ ÇEKERİZ?
Eğer çene kemikleri yeterince gelişmişse 20 yaş dişleri normal olarak sürebilir ve çiğneme işlemini yapabilir.
Çene kemiği gelişimi yeterli olmadığı zaman 20 yaş dişinin sürmesi için yeterli yer olmaz ve sıklıkla çene kemiği içinde gömülü kalırlar.Bu gömülü 20 yaş dişleri çeşitli problemlere yol açabilir:
Dişeti infeksiyonu
Çevre dişeti dokusunda inflamasyon (infeksiyondan ötürü kırmızılık ve ağrı),periostitis ve yüzde şişlik.
2.azı dişinde çürük meydana getirebilir.
Etrafındaki kemikte inflamasyon meydana getirebilir.
Kist oluşabilir ve kemiği yok edebilir.
2.azı dişin de sürmesini engelleyebilir.
Diğer dişlerde yer değiştirme sonucu maloklüzyona yani diş dizisinde bozukluğa neden olabilir.
Alt çene kemiğinin angulus dediğimiz köşe kısmında kırığa neden olabilir.
DİŞHEKİMLİĞİNDE LAZER
Lazerle ilk mesafe ölçümü ,1962 yılında Ay’a yerleştirilen argon-iyon lazeriyle yapıldı.Tıpta lazer kansız ameliyat maksatları ile kullanılır.Yırtılmış göz retinası,lazer ışını ile acısız ve süratle dikilir.Damardaki dokular lazer ışını ile kaynar ve kanama olmaz.
Dişhekimliğinde ise kavite preparasyonunda ,selektif olarak çürük temizlenmesinde kullanılır.Yumuşak doku cerrahisinde lazerin hemostatik(kanamayı durdurma )etkisinden yararlanılır.Yine lazerin dişhekimliğinde kullanım alanı bulduğu bir diğer konu tükrük taşı parçalanmasıdır.Prekanseröz değişikliklerde de kesi amaçlı da kullanılmakta olan lazerin periodontal cep içinde kullanımı henüz uygun teknik geliştirilemediğinden istenilen düzeyde değildir.
İLAÇLARA BAĞLI AĞIZ BOŞLUĞUNDA GELİŞEN HASTALIKLAR
Dişlerde renklenme:Antibiyotiklerden tetrasiklinler dişlerde renklenmelere neden olurlar.Hamileliğin 4.ayından sonra alındığında süt dişleri etkilenir.Bebekliğin 3.ayında alındığında geçici köpek dişleri ile azı dişleri etkilenir.Tetrasiklinlerin tek bir dozu bile renk bozukluğu yapmaya yeterlidir.
Demir preparatları da süt dişlerinde renk değişikliğine neden olurlar.Uzun süre kullanılan antibiyotikler,kortikosteroidler,immunosupresifler,antidepresan ilaçlar ağızda kandidaya (mantar enfeksiyonu) neden olabilirler.
FLUORUN KORUYUCU MEKANİZMASI
Fluor sindirim sisteminden emilerek kan dolaşımına geçtiğinde hem kemiklerde hem de gelişmekte olan dişlerde depolanır.Dişin gelişmesi esnasında gelişmekte olan dişin minesinin yapısına katılır.
Sistemik yoldan sağlanan fluorid sadece dişin sürmesinden evvelki durumuna yardımcı olur.Diş çürümesine karşı maksimum etki sağlayamaz.Lokal uygulama ise erişkin ve yaşlıda kök çürümelerini önlemede önemli rol oynar.Buradaki diş yapısı(kök yüzeyi) dişeti çekildiğimde açığa çıkar.Burası diş minesinden daha zayıf olduğu için fluoridin lokal uygulaması yararlıdır.Fluor uygulaması için kritik dönemler doğumdan hemen sonra,2,5 yaşına kadar geçici dişler için ,3 yaştan 12 yaşa kadar olan dönemde ise daimi dişler içindir.
Fluoridlerin lokal uygulama yöntemleri:
Fluorlu diş macunu,
Fluorlu gargara,
Fluor tabletleri (yutulmayıp ağızda tutulur),
Proflaktif fluor pastaları,
Fluor jeli.