| Subcribe via RSS

diş ağrısını geçirmenin yolları

Haziran 28th, 2009 | No Comments | Posted in Diş Sağlığı

Diş ağrısı nasıl geçer?

(Bu yazı toplam 719 defa okundu)

Genellikle gece başlayan ve nabız atışı gibi zonklama tarzı ağrılar, pulpa kaynaklıdırlar. Diş ağrısı; dişin çürümesi, minesinin aşınması, dişetlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer nedenlerden kaynaklanmaktadır. Diş ağrısı, neredeyse her insanın hayatının bir veya birden fazla döneminde şikayet ettiği bir rahatsızlıktır. Genel kanı, diş ağrılarının basit ağrılar olduğu yönündedir ve bu nedenle dayanılmaz hale gelinceye kadar diş hekimine gitmek genellikle ertelenir. Ayrıca yine ayni kanı nedeniyle bilinçsiz ağrı kesici kullanımının ve çeşitli yöntemlerin en sık görüldüğü ağrı çeşitlerinden biridir.

Diş Ağrılarının Nedenleri;
Diş çürükleri ve diş abseleri,
Diş minesinin aşınması,
Dişeti hastalıkları,
Gömülü Dişler,
Sinüzit gibi ağız dışı hastalıklar sıralanabilir.

Diş ağrıları nedenleri arasında en sık görülen diş çürükleridir. Toplumun %97’sinde diş çürüklerine rastlanmaktadır. Bu durum özellikle kötü veya yetersiz ağız hijyeninden kaynaklanmaktadır. Ağız içine yerleşen bakteriler şekerli ve unlu yiyecek kalıntıları ile asit oluştururlar ve bu da dişin koruyucu tabakasını zayıflatarak çürüklere neden olur.

Diş ağrıları genellikle zonklama şeklinde ve oldukça rahatsız edici olarak duyulur. Ağrı gittikçe şiddetlenir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Özellikle abse gibi iltihabi bir durum varsa dışarıdan farkedilecek kadar şişliklere neden olabilir. Sıcak - soğuk hassasiyeti ve dişe bastırınca hassasiyet artar. Dişlerde minik kırılmalar görülebilmektedir.

Diş ağrısı başladığında vakit kaybetmeden bir diş hekimine gitmekte fayda vardır. Zira diş ağrısı nedenlerinden de anlaşılacağı gibi, ağrı kendi kendine geçme özelliği genellikle göstermez ve tedavi gerektirir.

Diş Ağrısı Tedavisi

Ağrıyan diş üzerinde ve dişlerin arasında bulunan gıda birikintileri, diş fırçası ve diş ipi kullanılarak temizlenmeli ve yarım su bardağına yarım çay kaşığı tuz ilave edilerek elde edilen tuzlu su ile ağız iyice çalkalanmalıdır.

Kesinlikle ağrıyan diş üzerine ASPİRİN ya da herhangi bir ağrı kesici ilaç uygulanmamalıdır. Kimyasal yapıları nedeni ile bu gibi ilaçlar diş etinde ve çevre yumuşak dokularda tahrişlere neden olabilmektedir. Bu da diş ağrısının yanında ikinci bir ağrının oluşmasına neden olacaktır.

Eğer iltihap nedeni ile yüzde şişlik oluşmuşsa o bölgeye soğuk kompres yapılmalıdır.

Diş hekimine gitmeden önce bir ağrı kesici ilaç alınabilir.

Diş üzerinde çürük nedeni ile oyuk oluşmuşsa buraya çok az karanfil yağı (eugenol) emdirilmiş pamuk koyulabilir. Eugenol ağrının azalmasını sağlayacaktır; ancak, bu işlemi yaparken eugenol fazla kullanılarak diş etine sızmasına neden olunmamalıdır. Çünkü karanfil yağı da yumuşak dokuları tahrip edici özelliğe sahiptir.

Bir an önce dişhekimine başvurulmalıdır.

Tags: ,

dövme sonucu hastalıklar

Haziran 28th, 2009 | No Comments | Posted in Cilt sağlığı

Dövmeyle gelen bulaşıcı hastalıklar

Yaz mevsiminin başlamasıyla özellikle turistik bölgelerde dövme yaptıranların sayısında önemli oranda artış yaşanıyor.
Sağlıksız koşullarda yapılan dövmeler nedeniyle görülen hastalıklarda da buna bağlı olarak artış olduğunu ifade eden Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, şu uyarıda bulundu:

Dövme tıbbi bir uygulamadır
”Dövme yapımı yarı tıbbi bir uygulama. Bu nedenle Sağlık müdürlüklerinin onayı olmayan yerde yaptırmamalı. Ayrıca, işlem sırasında kullanılan iğneler her kişi için değiştirilmeli. Dövme yaptıran kişi iğnenin değiştirildiğini muhakkak kontrol etmeli. Çünkü steril olmayan iğnelerle yapılan dövmeler hepatit A, B, C, AIDS ile bazı enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Ayrıca, deri alerjisine yol açabilecek kimyasal boyaların da kesinlikle kullanılmamasına dikkat edilmeli.”

GÜNEŞTEN UZAK TUTULMALI
Prof. Dr. Memişoğlu, işlemin iğne ile yapıldığı için dövmenin bulunduğu bölgede başlangıçta yara oluştuğunun altını çizerek, o bölgenin özellikle ilk 2-3 hafta içerisinde çok iyi muhafaza edilmesi gerektiğine dikkati çekti. Aksi takdirde derinin sertleşmesi ve kabarması gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini belirten Prof. Dr. Memişoğlu, ”En az 15-20 gün dövme yapılan bölge güneşten uzak tutulmalı” dedi.

KOYU RENK DÖVME DAHA KOLAY ÇIKAR
Prof. Dr. Memişoğlu, dövmelerin kalıcı ve geçici olarak yapılabildiğini belirterek, bazı durumlarda kalıcı dövmelerin çıkartılması talebiyle karşılaştıklarını anlattı. Dövmelerin, ancak lazer tedavisi ve cerrahi müdahalelerle çıkarılabildiğini bildiren Prof. Dr. Memişoğlu, şöyle konuştu:

”Ancak her dövme çıkartılır diye bir şey yok. Dövmelerin sadece bazıları iz bırakmadan çıkartılabiliyor. Ayrıca, dövme yaptırırken koyu renk tercih edilirse çıkartılması daha kolay olur. Çünkü koyu renklerde lazer tedavisi daha etkin sonuç veriyor.”

Tags: , ,

gögüslerinizi koruyun

Haziran 28th, 2009 | No Comments | Posted in Güzellik Bilgileri, Kadın Sağlığı

Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin. Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor…
Bu önerilere kulak verin
Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi’nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman’ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.

Şınav çekin
Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda…

Daire çizin
Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.

Açıp kapayın
Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.

Ve biraz zorlanın
Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.

Tags: , , ,

Presbiyopluk

Haziran 18th, 2009 | No Comments | Posted in Göz Sağlığı

Göz merceğinin esnekliği yaşla birlik­te değişir. Çocuklukta çok esnek olan mercek, yıllar geçtikçe bu özelliğini yitirir ve 70 yaşına doğru neredeyse hiç esnekliği kalmaz. Mercek sertleş­tikçe değişik uzaklıklar üzerinde odak­lama güçleşir.

Mercek en düşük eğrilik konumunda sertleşme eğiliminde oldu­ğundan, yaş ilerledikçe göz giderek daha uzaktaki nesneleri odaklayabilir. Bu nedenle sağlıklı gözde net görülen en yakın nokta 20 yaşlarında yaklaşık 17 cm, 45 yaşından sonra ise yaklaşık 40 cm’dir.

Yaşlılığa bağlı görme kusu­ru başlangıçta pek fark edilmez. Ya­pay ışıkta küçük harfleri odaklamada güçlük çekilir. Bir süre sonra gazete gözden uzaklaştırıldığında yazıların netleştiği fark edilir. Ama bu kez de küçük puntolu yazıları okumak güçle­şir.

Bu noktada bozukluk uygun cam­larla düzeltilmezse, bir süre sonra okuma yorucu olur. Harfler çift, nok­talar da hareli görünür. Alında ağrı gözün arkasında ağrılar, baş dönmesi ve bulantı gibi yakınmalar ortaya çı­kabilir

Tags: , , , ,

Mercek Tipleri

Haziran 18th, 2009 | No Comments | Posted in Göz Sağlığı

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde çeşitli mercek tipleri kullanılır.

Miyop bir gözün ön-arka çapı nor­malden uzun ofduğundan, göz merceği belirli bir uzaklığın ötesindeki nesneleri ağtabakada odaklayamaz. Net görüntü ağtabakanın önünde oluşur. Iraksak bir mercek gözün odak uzaklığını artırır, böylece görüntü ağtabaka üzerine düşe­cek biçimde odaklanır.

Hipermetroplarda ise gözün ön-arka çapı normalden kısadır. Göz merceği, yakındaki nesnelerin görüntülerini ağta­bakanın üstüne düşürecek kadar eğriliği­ni değiştiremez. Böylece görüntü ağta­bakanın arkasında oluşur. Yakınsak mercekle kırılma derecesi artan ışınların toplanacağı odak uzaklığı kısalır ve gö­rüntü ağtabakanın üstüne düşer.

Saydamtabaka eğriliğinin düzensizli­ğine bağlı bir görme kusuru olan astigmatlığın düzeltilmesinde silindirik mer­cekler kullanılır. Astigmatlıkta, saydam­tabaka üzerinde birbirini dik olarak kestiği varsayılan iki eksenin eğriliği birbi­rinden farklıdır. Böylelikle paralel bir ışık demeti, merceğin odağında bir nokta değil çizgi oluşturur. Bu ise gö­rüntünün bozulmasına yol açar. Silindi­rik mercekler bu iki eksendeki eğrilik farkını, her eksen için farklı güçte kıra­rak ortadan kaldırır.

Bazı durumlarda merceklerin “gü­neş gözlüğü” işlevi de görerek göze ge­len ışınları süzmesi istenir. Bu amaca uygun çeşitli renkli mercekler vardır. Bunlar ışık tayfının bütün dalga boyla­rını belirli ölçüde emerek ışık şiddetini azaltabilir. Tayftaki ışınların bir bölü­münü geçirmeyen renkli mercekler de vardır. Bazı mercekler ise morötesi ışınları emer. Kayakçılar morötesi ışın­ların zararlı etkisini önlemek için bu mercekleri kullanırlar.

sağlıklı günler dileriz.

Tags: , , ,

kontak lensler ve üstünlükleri

Haziran 18th, 2009 | No Comments | Posted in Göz Sağlığı

Kontakt Lensler

Saydamtabakanın üzerine yerleştirilen ve gözde uzun süre kalabilen mercekler Kontakt lens ya da yalnızca lens adıyla tanınır.

Kontakt lens takılmadan önce göz hekiminin gerekli incelemeleri yap­ması gerekir. Saydamtabakanın eğriliğiyle ilgili çeşitli ölçümler yapılarak lensin göze uygunluğu sağlanmalıdır. Kontakt lenslerle ilgili ağır komplikasyonlara ender rastlanır.

Uzun süre göz­de kalmasına bağlı olarak Kontakt len­sin örseleyici etkisi ortaya çıkabilir. Ama kuralına uygun kullanım ve belirli bir alışma süreci sonunda çoğu zaman bütün sorunlar ortadan kalkmaktadır. Günümüzde Kontakt lensler üç ana gru­ba ayrılır. Bunlar sert, yumuşak ve gaz geçirgen sert lenslerdir.

Kontakt Lenslerin Üstünlükleri

Estetik üstünlüklerinin yanında Kon­takt lenslerin gözlüklere göre birçok üstünlüğü vardır: Kontakt lensler gö­zün hareketlerini izlediklerinden görme alanını sınırlamazlar. Göze yakın ol­dukları için de, özellikle kırma gücü yüksek merceklerdeki gibi görüntünün büyümesine ve küçülmesine neden ol­mazlar.

Bu nedenle iki göz arasında üç dereceden yüksek kırılma farklılıklarını düzeltebilirler. Oysa bu düzeltme göz­lükle olanaksızdır.

Kontakt lenslerin sürekli gözyaşı salgısıyla ıslanmalarına karşın görüntü­nün net kalması ilginçtir. Keratokonus (ağır bir saydamtabaka bozukluğu) gibi normal merceklerle düzeltilemeyen astigmatik olgularında, mutlaka saydam tabaka lensleri kullanılması gerekir.

Tags: , ,

Göz Bozukluğunda Cerrahi Düzeltme

Haziran 18th, 2009 | No Comments | Posted in Göz Sağlığı

Miyopluk ve astigmatı iki değişik cerrahi yolla düzeltilebilir. Işınsal keratotomi ve kombine (birleşik) keratotomi.

Işınsal keratotomide merkez bölge dışında saydamtabaka üzerinde ışınsal kesiler açılır. Bunlar korneanın merkez bölgesinin düzleşmesini sağlar. Böyle­ce saydamtabakann kırıcılığı azaltılarak miyopluk derecesi düşürülür.

Kombine keratotomide ışınsal kesilerle birlikte değişik sayıda ve değişik açılarla eşmerkezli ya da teğet kesiler uygulanır. Bu teknikle miyoplukla bir­likte olan astigmatizm düzeltilebilir.

Günümüzde keratotomide laser tekno­lojisi de kullanılmaktadır. Gözün odak­lama yeteneğini değerlendirmek için bilgisayarlı ultrasonografiden yararlanı­lır. Bu aygıt, saydamtabakanın kalınlı­ğını, bozuklukları düzeltmek için yapı­lacak kesilerin sayısını ve yönünü be­lirlemeye yardımcı olur.sağlıklı günler dileriz.

Tags: ,

Bebek Refleksleri

Haziran 17th, 2009 | No Comments | Posted in bebek sağlığı

Bebek Refleksleri
Yeni doğan bebeğinizin hareketleri reflekslerle yönetilmektedir. Yanağını okşarsanız bebek uyarılacak ve emmeye çalışacaktır. Ayak tabanlarına değerseniz dizleri ve ayakları bükülecektir. Birden bir gürültü çıkarırsanız bebeğinizin başı geriye düşecek, boynu uzayacak ve kollarıyla bacakları dışa doğru sallanıp hızla geri gelecektir.

Tüm normal bebekler, istemli motor işlevleri denetimi ele aldıkça önceden bilinen bir sıra içinde kaybolan yine önceden bilinen reflekslerle birlikte doğarlar. Ancak, refleks cevaplarının eksikliği olası bir nörolojik sorunu haber verebilir. Yeni doğan bebeğinizin hastanede yapılan muayenesinin bir kısmı, çeşitli reflekslerin ve yanıtların aydınlığa çıkarılması girişimlerini içerir.

Her ne kadar uykusu gelen ya da yeni beslenmiş bir bebekte daha zayıf olarak görülse de, tüm normal bebekler bu tepkileri veriyor olmalıdır.

“Mora refleksi” yeni doğan bebeklerde görülen en sık ve en önemli tepkilerden biri olup, bebeğiniz yüksek bir ses işitince, pozisyonu ani bir hareketle değiştirilince ya da sert bir harekete maruz kalınca ortaya çıkmaktadır. Bebek ürker, kendini arkaya doğru gerer ve başını geriye atar. Aynı anda kol ve bacaklarını uzatır ve sonra derhal ani bir hareketle vücuduna doğru çeker. Ağlar, sonra ürkerek sarsılır ve sonra bu sarsılmadan dolayı yeniden ağlar.

Bebeğinizi sakinleştirmek için, vücudunun herhangi bir bölgesini sürekli, ama nazik bir şekilde okşayın. Bu arada, kolunu omuzu hizasından bükülmüş şekilde sağlamca tutarsanız bebek sakinleşecektir. Moro refleksi genellikle bebek üç aylık olduğunda kendiliğinden kaybolur.

Bebeğiniz okşamalara karşı çok çeşitli tepkiler verir. Avucunun içini veya ayağının tabanını okşarsanız parmağınıza yapışacaktır (palmar veya plantar yapışma). Bebek ne kadar prematüre doğmuşsa bırakmakta da o kadar daha isteksiz olacaktır. Ayağının ya da elinin üstünü okşarsanız kol ve bacaklarını çekecek, vücudunu yuvarlatacak ve yine parmağınıza yapışacaktır. Palmar yapışma çocuk 6 aylık olunca, plantar yapışma da 10 aylık olunca ortadan kalkar.

“Arama ve emme”, bebeğinizin önemli reflekslerinden ikisini oluşturmaktadır. Bebeğin yanağının okşanması arama refleksinin ortaya çıkmasına neden olur. Bebek kendini okşayan nesneye yönelir ve memeyi aramaya başlar. Bunu, emme refleksi izler ve bebeğin ağzının okşanması ile başlatılabilir. Bebeğin ağzının içi bu reflekse en duyarlı olan bölgedir. Emme ve arama refleksleri genellikle, bebek 4 aylık olunca sona erer. Ancak 7 ay boyunca bebekte uyku sırasında ortaya çıkmaya devam ederler.

“Tonik boyun refleksi”, bebeğiniz sırtüstü durumda iken ve başı yana çevrilmişken görülür. Bebek, vücudunu yüzünden uzaklaştıracak şekilde gerilir, yüzünün tarafında bulunan kolu uzarken diğer kolu kasılır ve bacakları yukarı çekilir.

Her ne kadar yeni doğanlarda bulunmaktaysa da bu refleks 2 aylık bebeklerde daha belirgindir. Genellikle altıncı ayda kaybolur.

Yeni doğan bebeğinizin “yönelme tepkisi”, çevresindeki değişime gösterdiği bir tepkidir, örneğin, bebek yeni bir şey duyar veya görürse uyanıklığı artar, faaliyeti azalır. Başı uyarının merkezine doğru çevrilebilecek ve kalp atışları değişecektir. Bebek tanıdığı bir uyarana uyum sağlarsa kalp atışı yavaşlar; uyaran alışık olmadığı bir nesne ise kalp atışı hızlanır.

Bir bebek kendisini birçok tepki ve refleks nedeniyle koruma yeteneğine sahiptir. Güçlü bir “gag refleksi” nedeniyle, yeni doğan bebeğiniz nefes borusunu açık tutmasına yardımcı olmak amacıyla balgam tükürme yeteneğine sahip olmaktadır. Bebeğin vücudunun bir kısmı soğuk havaya maruz kalacak olursa, tüm vücudunun rengi ve sıcaklığı değişecek, bebek kol ve bacaklarını vücuduna doğru toplayarak soğuğa maruz kalan yüzey alanını azaltmaya çalışacak ve sıcak kalma çabası içinde titremeye ve ağlamaya başlayacaktır. Ayrıca kuvvetli bir “göz kırpma refleksi”, bebeğin gözlerinin parlak ışıktan korunmasını sağlamaktadır.

Yeni doğan bebeğiniz ağrıyı en az sizin kadar sevmemektedir ve ondan kaçınmak için gereken her şeyi yapmaya hazırdır, örneğin, bebeğin bacağını acıtırsanız bacağını uzağa kaçıracak, bu yetmezse diğer ayağı ile sizi uzaklaştırmaya çalışacaktır.

Yeni doğan bebeğinizin refleksleri yok olsalar bile -ki çoğu yaşamın ilk yılı içinde kaybolur- yararlarının pek kısa vadeli olduğu söylenemez. Yapılan araştırmalar, bebeğinizin beyninin bu ilk reflekslerden öğrendiği bilgileri sakladığını göstermektedir, örneğin, bebekler doğrulmaya çalışırken bu hareket, başarısız bile olsa, muhtemelen onların uzak (mekân) kavramının gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Benzer şekilde, güçlü tonik refleks bir bebeğin, vücudun her iki yanını ayn ayrı kullanmayı ve ellerinden içgüdüsel değil istemli olarak yararlanmayı öğrenmesine yardımcı olu

Tags: ,

ay ay bebek gelişimi

Haziran 17th, 2009 | No Comments | Posted in bebek sağlığı

1.AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
El ve ayaklarini refleks olarak oynatirGövdesinden tutularak yüzüstü kaldirilinca bas öne düser

Yüzüstü yatarken basini çok kisa bir süre kaldirabilir

Havada ayaküstü tutulunca yürüme hareketleri yapar

Parlak nesneleri izlerAçligini aglamakla belli eder Kendisiyle konusulmasindan çok hoslanirIsitmesi iyidir, kuvvetli seslere tepki verir

Bol bol aglar

Yakinlarinin göz ve ten temasindan hoslanir(Özellikle annesinin)

2.AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Yüzüstü yatarken basini yerden 45 derece kaldirabilirKucaga alindiginda basini yaklasik 5 sn. dik tutabilir

Çingiraginin sapini tutabilir

Parlak bir nesneyi 90 derece izlerGörsel uyarilari sever

Aciktigi zaman protesto aglamalari vardir

Aglama disinda (agu, agu vb.) sesler çikarir Görme alani içinde olan kisiyi gözleriyle izlerKendi kendne sesli güler

Annesi kendisi ile konustugu zaman hareketlerini azaltir ve o tarafa bakar

3.AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Kucaga alindiginda ve yüzüstü yatirildiginda basini kaldirabilirElleriyle oynar

Çingiragini daha uzun süreli kavrayabilir

Parlak bir nesneyi 180 derece izlerEl ve ayaklarini kesfeder Kendine özgü sesler çikarirGülümser,memnuniyetini ifade eder Annesini tanimaya baslarSosyal davranislar baslamistir

Yanina gelindiginde aglamayi keser

Göz kontaktlari kurabilir

4.AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Yakinindaki nesneleri yakalayabilirUzaktaki nesneleri yakalayabilmek için hamleler yapar

Otururken basini düsürmeden tutabilir

Aynadaki görüntüsüne gülerSese dogru döner Ses pedesini alçaltip yükselterek sesler çikarirKendi kendine konusmasi artar

Müzikten hoslanir

Kendisiyle ilgilienilmesinden hoslanirYabancilamaz

5.AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Uzaktaki nesneleri yakalayabilirEline verilen nesnelerle oynar

Yüzüstü yatarken sirtüstüne dönebilir

Ismi söylendiginde bakarKendisiyle konusuldugunda aglamayi keser Yüksek sesle gülerAnnesini veya süt sisesini görünce heyecan sesleri çikartir Anne ve babasinin agiz hareketlerini izlerÇevreden gelen seslere ilgisi artar

6-9 AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Destekle oturabilirSirtüstünden yüzüstüne dönebilir

Yüzüstü yatarken bacaklariyla vücuduna yön vererek ileriye veya geriye dogru sürünebilir

Destekle ayakta durabilir

Iki eline iki nesne alabilir

Gözünün önünden kaybolan nesneyi birsüre beklerOyuncaklariyla uzun süreli oynayabilir

Oyuncaklarini inceleyip analiz eder

Sesli harfleri sessiz harflerin arkasina yerlestirir(be-ba-bu)Sesleri ritimleri taklit eder Aynadaki görüntüyü algilar, güler, sesler çikarir

9-12 AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Yüzüstü durumdayken yardimsiz oturur duruma geçerTutunarak kalkar, yardimsiz oturamaz

Emekler

Çimdikleyebilir

Kendi kendine bisküvi yiyebilir, kasigi agzina götürebilir

Buraya gel gibi bazi sözcükleri anlamaya baslarHerseye dokunarak kesfetmeye çalisir

Elindeki nesneyi istendiginde verir

Tanidigi biri soruldugunda onu aramak için basini çevirir

Heceler,dikkati çekmek için bagirirIsittigi sözcüklere benzer sesler çikarir Oyuncagi yere firlatirEl sallar, bas-bas, gel-gel yapar

Ismini tanir

Hayir sözcügnü anlar

Yabancilari ayird eder

Oyun oynamayi sever

Mimik yapmaya baslar

12-15 AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
YürüyebilirYürürken bir nesne tasiyabilir

Çorabini ayagindan çikarabilir

Sapli nesneleri iter

Karsilikli oturarak top yuvarlayabilir

Emekleyerek basamak çikabilir

Küçük nesneleri dar agizli bir kaba atar ve çikarir

Saklanan nesneyi birden fazla yerde ararHatirlar

Özellikleri belirtildiginde birden çok nesneyi gösterebilir

Toplam sekiz-on sözcük söylerIsteklerini cümle niteliginde tek sözcükle ifade eder Giyinirken kolunu uzatirKendi kendine yiyecek alip yiyebilir

Kitaplara bakmayi sever

Komik seylere güler

15-18 AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Oyuncagi çekerek ileri geri yürürElinden tutarak basamak çikabilir

Yardimla giysilerini çikarabilir

Iki üç küpü üstüste koyarak kule yaparKalem tutarak karalama yapar Kendisiyle konusan birinin son sözünü tekrarlar10-20 Kelime söyleyebilir Sözel oyunlar oynarEv islerini taklit eder

18-24 AY

FIZIKSEL

MENTAL

KONUSMA

SOSYAL
Merdiven inip çikabilirKosabilir, ziplayabilir

Kapilari kapatabilir

Topu karsisindakine havadan firlatabilir

Kitap sayfalarini kontrollü olarak çevirebilir

Sekilleri uygun deliklere yerlestirebilirIki farkli nesne arasindan istenileni seçebilir

Gösterilen resimdeki tanidik nesnenin adini söyler

Iki sözcüklü ifadeler kullanabilirIlk kisa cümlelerini kurabilir

Zamir kullanir

Karsilikli oyunlar oynar

Tags: ,

Bebekler de Uyku Düzeni

Haziran 17th, 2009 | No Comments | Posted in bebek sağlığı, Çocuk Sağlığı

Bebekler de Uyku Düzeni
Uzm.Dr. Esra Özaydın

Bu yazıda sizlere bebeklerin uykusu bu konusunda birkaç öğüt verilecektir.

0-3 ay: Yeni doğan bebeğiniz ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde siz de hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazsınız. Ya beslemek için, ya altını almak için veya sadece oynamak için uykunuz mutlaka bölünecektir. Bu durum çoğu bebekte 5-6.aya kadar sürer.Bu süre içinde size düşen görev bebeğinizin uyku alışkanlıklarını yerleştirebilmek için alıştırmalara başlamaktır.

Bebeğiniz uykusu geldiğinde gözlerini ovuşturmak, kulaklarını çekiştirmek gibi birtakım hareketler yapar. Bu hareketleri öğrenin.

Bebeğinize gece ve gündüzün farkını öğretmeye başlayın.Buna 2 haftalıkken başlayın.Gündüz onunla oynayın, konuşun, ilgilenin. Gece uyku vakti geldiğinde ışıkları karartın, oynadığınız oyunları mümkün olduğunca yavaşlatın. Onun ilgisini çekecek tüm aktiviteleri sınırlayın. Çamaşır, bulaşık makinesi vs. aletleri çalıştırmayın.

6-8 haftalık olduğunda bebeğinize kendi kendine uyuma şansı tanıyın. Onu yatağınayatırın, uyutmak için çaba sarfetmeyin, kucağınıza almayın veya sallamayın. Böylece kendiliğinden uyumayı öğrenme şansı tanıyın.

3-6 ay: 3-4 aylık olan çoğu bebek günde 15 saat uyur. Bunun yaklaşık 10 saati gece, 5 saati ise gündüzdür. Eskisi gibi her 2-3 saatte bir uyanmamaktadır. Geceleri ancak bir kaç kez beslemek için uyanabilirsiniz. Gündüz uykuları ise 2-3 parti halinde yaklaşık 5 saat olacaktır.Bu dönemde:

Bebeğinizin uyku saatlerini planlamaya başlayabilirsiniz. Geceleri 20- 20.30 sıralarında uyuması uygun olacaktır. Bu saatlerde bebeğiniz çok enerjik görünse de yatmasını sağlayın. gündüz uykularını da belli saatlere planlamaya çalışın.

Yatma zamanı için bir takım alıştırmalar geliştirmeye çalışın. Onu yatırmadan önce oynadığınız oyunları yavaşlatın. Pijamalarını giydirin. Hikaye anlatın, ninni söyleyin. Işıkları azaltın. Bunu her gün yaparak bebeğinizin yatma saati geldiğini öğrenmesini sağlayın.

Bebeğiniz gece uykusunu 10 saat uyuduktan sonra onu uyandırın. böylece gündüz uykularını da düzenli uyumasını sağlarsınız.

6-9 ay: Günlük uykusu yaklaşık 14 saattir. 7 saate yakın bir süre hiç uyanmadan uyuyabilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez kısa süreli gündüz uykuları uyuması uyku düzeninin sağlanmasında faydalı olacaktır.

Bu dönemde yatma zamanı için daha önceden geliştirdiğiniz alıştırmaların faydasını göreceksiniz. Artık önceden alıştırdığınız gibi pijamaları giydirdiğinizde, hikaye okuyup ninni söylediğinizde uyku zamanının geldiğini kabul edecektir.

Her gün aynı saatte gündüz uykularına yatmasını sağlayın.

Kendi kendine uyuyakalmasını sağlamaya çalışın.

9-12 ay: Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım- 2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.

12-18 ay:Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım- iki saatlik tek uykuya indirebilir.Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
18- 24 ay:Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir

Tags: ,